Ana Sayfa | Site Haritası | English
KurumsalFaaliyetlerimizFaydalı BilgilerBasın Merkeziİletişim
Faydalı Bilgiler

Bitki Besleme

Neden Biofarm Organik Gübre?
Toprakta Organik Madde ve Humusun Etki Mekanizması
Çiftlik Gübreleri Niçin Kompostlanmalıdır?
Biofarm Organik Gübrelerin Kullanım Alanları 



Neden Biofarm Organik Gübre?
Doğal dengeleri muhafaza ederek elde edilen sonuçlar daima en güvenilir sonuçlardır. Doğal olayları suni yollarla taklit ederek sonuca ulaşmaya çalışmak her zaman için kısa vadede sonuç verip, uzun vadede doğal dengeleri yok etmektedir. Buna verilebilecek en güzel örnek evde beslediğimiz akvaryum balıklarıdır. Akvaryumlarda doğal ortamı taklit ederek bir ekosistem yaratmaya çalışsak da belli bir süre sonra balıkların öldüğüne hepimiz şahit olmuşuzdur. Akvaryuma ne kadar itina ile bakarsak bakalım oluşturduğumuz ekoloji oldukça basit yapıda bir ekoloji olarak kalmakta ve balıkların doğal yaşamları için gerekli olan çok yönlü uyumu sağlayamamaktadır. Verilen suni yemler doğala yakın olsa bile bir süre sonra balıkların yaşamlarını sürdürebilmesi için gerekli olan ekosistemi sağlamada yetersiz kalmaktadır. Oysa doğadaki çok yönlü denge sayesinde göllerde, akarsularda, denizlerde yaşayan canlılar sorunsuz olarak normal ömürlerini tamamlayabilmektedir. Bu tezi kanıtlamak üzere araştırmacılar akvaryumu olan meraklılara balıkların yaşadığı göl veya nehirlerden alınacak çeyrek kova çamur ve bir kova suyun akvaryumun içine boşaltılmasını tavsiye etmektedir. Bir süre sonra suyun berraklaşarak akvaryumda doğal bir ekosistemin hızla oluşacağını, balıkların beslenme dahil tüm fizyolojik ihtiyaçlarını bu doğal ortamdan karşılamaya yöneleceği ve kısa bir süre sonra suni yemlerin tercih edilmemeye başlanacağı belirtilmektedir.

Dünyada hızla bozulmaya başlayan doğal ekosistem dengelerinin ve tarım topraklarının geç kalınmış da olsa zorunluluk nedeniyle korunması ve doğal dengeleri yeniden kurma çabalarının nedenlerini çarpıcı şekilde vurgulaması açısından yukardaki örnek büyük manalar taşımaktadır. Artık bütün dünyada, birim alandan daha fazla ürün elde etmek için uygulanan suni ortam yaratma çabalarının aslında topraklardaki ekosistemi yok ettiği kadar bitki ve insan sağlığını da tehdit ettiğini kabul etmekten başka çare olmadığı mantığı hızla yayılmaktadır.

Aslında doğa ve toprak dışardan insanlar tarafından müdahaleler olmadığı zaman muazzam bir ahenk içinde kendi dengesini koruyabilecek ve insanlara en mükemmel şekilde ürünler sağlayacak oluşumları yaratabilecek kapasitededir. Ancak bizler bilerek veya bilmeyerek bu dengeleri çeşitli uygulamalarla bozduğumuz zaman aslında kendimize zarar vermekteyiz.

Gerek bitki besleme, gerekse hayvan besleme yöntemlerinin temel kuralı hedef canlının neye ihtiyacı olduğunu bilmektir. Bir canlının neye ihtiyacı olduğunu tespit edebilmek için en doğru yol onun bir parçasını analiz ederek nelerden meydana geldiğine bakmak gerekir. Bütün canlılar birer fabrika gibi kalıtsal özellikleri sayesinde bir takım maddeleri kullanarak başka organik maddelere dönüştürmektedir. Tamamen doğal besin maddeleriyle beslenerek günümüze kadar sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdüregelmiş olan insanoğlunun kimyasal maddelere ihtiyacı yoktur. Bu durum bitkiler için de aynıdır.

Bilindiği gibi insan sağlığını bozduğu için ve insanın doğal performansını yansıtmadığı gerekçesiyle doping maddelerinin yarışlarda kullanılması yasaktır. Aynı şekilde bitkiler için kullanılan tüm kimyasal doping maddeleri de bitkiye ve dolayısıyla insana zararlıdır. Bitkilerin ihtiyacı olan herşey toprakta ve doğada mevcuttur.

Toprağın kendisi her ne kadar cansız gibi görünse de aslında incelendiği zaman muhteşem bir ekolojik mikroflorayı barındırdığı ve bu mikrofloranın sırasıyla toprağa, bitkiye, hayvana ve insana yönelik mükemmel faaliyetler içinde bulunduğunu idrak etmek bugün belki de insanoğlunun hedefi haline gelen doğal beslenmenin temel basamağıdır. Toprak ekosisteminin bu mükemmel faaliyetlerini tamamen anlayabilmek, bu konuda yüzyıllardan beri çalışan bilim adamlarının hala tam olarak çözemediği gibi mümkün değildir. Bu çerçeveden yola çıkarak edinilen bir tek bilimsel sonuç vardır ki o da bu doğal ekosistemin mutlaka muhafaza edilmesinin sonuçta direkt olarak insan yaşamıyla ilişkili olduğudur.

Nasıl insanların dengeli yaşayabilmek için bitkilere ve hayvanlara ihtiyacı varsa, bitkilerin de dengeli yaşayabilmek için toprağa ve toprağın bütün parametrelerine eksiksiz ihtiyacı vardır. Bu parametrelerin tam olarak sağlanması durumunda bitkinin dışardan suni olarak sağlanacak herhangi bir dopinge ihtiyacı bulunmayacaktır.

İnsanoğlu, topraktaki verimliliği teşkil eden ve Agroekosistem olarak kısaca tanımlayabileceğimiz tüm etkenleri muhafaza ederek binlerce yıldan beri tarımsal faaliyetleri başarıyla sürdürmüşlerdir. Topraktan daha fazla verim alabilmek için doğal kaynaklı gübreleri kullanarak hem toprağın verimliliğini binlerce yıl korumuşlar hem de kendi nesillerini tehdit altına sokacak doğa tahribatlarına yol açmamışlardır. Ancak hızla artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarını giderebilmek ve yirminci yüzyılda hızla gelişmeye başlayan bilim teknik bulgularından istifade ederek sanayi kimyasallarının sağladığı avantajları bilinçsizce kullanma sonucunda oluşan problemler günümüzde toprak verimliliğini tehdit etmeye başlamıştır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hızla gelişmeye başlayan kimya endüstrisi ile birlikte yaygın şekilde kullanılmaya başlanan kimyasal gübreler bu kadar kısa bir sürede topraklarımızı çoraklaştırmaya başlamıştır. Doğal dengelerin çeşitli nedenlerle bozulmasıyla oluşan erozyonların yarattığı tahribatların artmasının yanında, binlerce yılda oluşan verimli toprak tabakalarında bilinçsiz kimyasal madde uygulamalarının da eklenmesiyle çölleşme problemlerinin hat safhaya varması günümüzde ciddi bir tehdit haline gelmeye başlamıştır.

Mineral ve kimyasal gübrelerin aşırı kullanımı sonucunda toprakta oluşan sorunlar şunlardır:

»
»
»
»
»

  Toprakların aşırı mineralizasyonu,
Elektriksel geçirgenliğin ve tuzluluğun artması,
Toprak dokusunun ve su tutma kapasitesinin bozulması,
Organik madde ve mikroorganizma içeriğinin yok olması,                                                                                                                 
Yeraltı sularının kirlenmesi.

Bu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılabilmesi için yapılması gereken tek şey topraktaki agroekosistemin yeniden oluşturulması ve topraktaki doğal canlılığı tekrar sağlayıcı organik madde ve humus miktarının artırılmasıdır. Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik dengesinin oluşmasında humusu oluşturan humik ve fulvik asitlerin rolü tahmin edilemeyecek kadar büyüktür.

Yukarı


Toprakta Organik Madde ve Humusun Etki Mekanizması

1. Fiziksel Yapıya Olan Etkileri :
Toprak yapısal olarak sadece katı kısımdan ibaret olmayıp, aynı zamanda sıvı ve gaz içeriğine de sahiptir. Sağlıklı bir toprakta olması gereken katı, sıvı ve gaz fazlarının oranları aşağıdaki tabloda görülmektedir.


Koyu renk özelliğindeki organik madde ve humus toprakta optimum sıcaklık ayarını dengede tutarak sıvı ve gaz fazlarının oranının ayarlanmasına yardımcı olur. Diğer taraftan toprağın su tutma kapasitesini artırır. Su tutma kapasitesinin oranı topraktaki humus miktarının 15-20 katıdır. Sıcaklık ve su tutma kapasitesinin artmasıyla sağlanan sıvı ve gaz ortamı toprakta homojen bir infiltrasyon özelliği oluşturur. Bu özellik sayesinde toprakta aşırı su birikimi veya buharlaşma riski azalır.

Toprak strüktürünün korunmasında kil ve humus kompleksleri birlikte fonksiyon oluşturur. Hem kil hem de humus tanecikleri kolloidal yapıda olup negatif elektrik yüküne sahiptir. Bu nedenle kil ve humus kompleksleri topraktaki pozitif elektrik yü+klü bitki besin maddelerinin tamamını kendilerine bağlayarak topraktan uzaklaşmasını önler ve kökler tarafından ihtiyaç duyulduğunda alınmasını sağlar.


Humik asitlerin diğer bir fiziksel faydası ise toprakta kolloid halindeki çok küçük parçacıkları birleştirerek toprağın çatlamasını, toprağın devamlı tavda kalmasını, suyun yüzeyden akıp giderek toprak erozyonuna uğramasını engellemektir.

2. Toprağın kimyasal yapısına olan etkileri :

»
»
»
»
»
»
»
»
»

  Humus ve humik asitler hem asidik hem de alkalin toprakları nötralize ederek toprağın pH değerini düzenler.
Bitki besinlerinin ve suyun bitkiler tarafından alınmasını ve devamlı kullanımını teşvik ederler.
Alkalin koşullarda metal iyonları için doğal şelat vazifesi görerek bitki köklerince alınabilmelerine olanak yaratırlar.           
Humus ve humik asitler bitkiler için hayati önem taşıyan makro ve mikro elementler bakımından zengindirler.
Organik olmayan, suda çözünebilir gübreleri kök bölgelerinde tutarak yıkanıp gitmelerini önlerler.
Çok yüksek katyon değişim kapasitesine (K.D.K.) sahiptirler.
Sodyum katyonlarını kendisine bağladığı için toprak tuzluluğunu düşürürler.
Oksidasyon yoluyla karbondioksit oluşumuna yol açtıkları için fotosentez olayına yardımcı olurlar.
Fulvik asitlerin bazıları bitkiler tarafından metabolize edilme özelliği gösterirler. 



3. Toprak ve bitkinin biyolojik yapısına olan etkileri :

»
»
»
»
»
»

»
»
»
»

»
»

  Topraktaki mikroflara yapısını teşvik ederler.
Mikroorganizma kolonilerinin gelişmesini sağlarlar.
Tohumun çimlenme yeteneğini arttırırlar.
Hücre bölünmesini arttırarak köklerin sağlıklı gelişmesini teşvik ederler. 
Nükleik asit sentezlerini teşvik ederler.
Bitkilerde hücre zarlarının geçirgenliğini arttırırlar ve dolayısı ile bitkilerin topraktan daha fazla besin maddesi almasını ve kullanmasını sağlarlar.
Bitki enzimlerini uyarır ve bitkilerin enzim üretimini arttırırlar.
Bitkilerde klorofil, karbonhidrat ve aminoasitlerin oluşmasına etki edererek fotosentezi arttırırlar.
Bitki bünyesinde vitamin ve mineral miktarlarının artmasını sağlarlar.
Bitkinin sağlıklı gelişmesini ve özellikle meyvede hücre duvarlarının kalınlığının artmasını sağlayarak meyve kalitesini olumlu etkilerler.
Hastalık ve zararlılara karşı direncini arttırırlar.
Verimin artışına yol açarlar.
Ürünün depo ve raf ömrünü uzatırlar.

Bunların yanısıra topraktaki etkileri uzun süreli olduğu için bir sonraki yılda daha az gübre kullanılır. Ayrıca tarımsal üretimde kullanılan tohum, ilaç, biostimulant, gübre vs. gibi girdilerden büyük oranda tasarrufa yol açarak ürün maliyetlerini düşürürler.


Yukarı




Çiftlik Gübreleri Niçin Kompostlanmalıdır?
Hayvanlar tarafından sindirilemeyen organik maddelerin temel yapı taşları karbon molekülleridir. Bitkiler karbonu havadan asimile ettikleri için ihtiyaçları olmadığı gibi enzim salgıları tarafından karbonu parçalama yeteneğine de sahip değildirler. Sellüloz ve lignin formundaki oldukça stabil yapıdaki karbon moleküllerinin mutlaka bakteri ve fungus gibi mikroorganizmalar tarafından parçalanarak karbonhidrat formuna çevrilmesi gerekir. Mikroorganizmalar büyük yapıdaki karbon moleküllerini parçalayabilmek için hızla çoğalma eğilimi gösterirler ve bunun için de yaşama ortamlarında mutlaka yeterli miktarlarda karbon, azot, hava ve su bulunmalıdır. Karbonu yaşamsal faaliyetleri için enerji kaynağı olarak kullanmak zorundadırlar. Azota ise büyük bir kısmı proteinden ibaret olan vücut yapı taşlarının sentezinde gereksinimleri vardır. Yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için oksijen kullanmak zorundadırlar. Yine tüm canlılarda olduğu gibi vücutları içinde yüksek miktarda su ihtiva ettiklerinden ortamda su bulunmalıdır.

Yukarıda kısaca açıklanan bilgiler çerçevesinde kompostun niçin yapıldığı açıklandığı gibi iyi bir kompost oluşumu için ortamda hangi özelliklerin bulunması gerektiği de anlaşılabilmektedir. Karbon, azot, oksijen ve suyun ideal oranlarda bulunduğu ortamlarda kompostlama dediğimiz biyoçevrim olayı hızlı bir şekilde gerçekleşir. Aksi takdirde bu olay oldukça yavaş cereyan eder. Kompostlanmamış ham gübreler toprağa uygulandığında toprak bakterileri ortamdaki azot, oksijen ve suyu kullanmaya kalkışarak organik maddeleri parçalamaya çalışacağı için topraktaki bu değerli maddelerin eksikliğine yol açar.

Bu durumda organik maddelerin parçalanması kavramını, mikroorganizmaların bu maddeleri vücutlarında sindirim enzimleri aracılığı ile sindirerek, humus dediğimiz ve organik asitlerden meydana gelmiş, bitkiler ve toprak için sayısız faydalar sağlayan yeni organik maddelerin oluşumu şeklinde tanımlamak mümkündür.
Kompostlanmış sığır gübresi niçin en ideal gübredir ?
İdeal kompostlama için ortamda bulunması gereken özellikler dikkate alındığında sığır gübrelerinin içerdiği yüksek karbon/azot (C/N) oranının mikroorganizma bioçevrimi ile humusa dönüştürülebilmesi için onlara çok ideal bir habitat sağladığı sonucu çıkabilir. Sığırlar sellülozu yüksek besinlerle beslendiklerinden, sindirim sistemlerinde sellülozu parçalayıcı özel mikroorganizmalara yataklık etmek zorundadırlar. Bu mikroorganizmalar sellülozu büyük oranda parçalarken lignin, hemisellüloz gibi daha stabil yapıdaki sellüloz formlarını dışkı olarak dışarıya atarlar ve bu esnada sindirim sistemlerinden bol miktarda sindirici mikroorganizma da gübreyle beraber ortama atılır.

Kanatlı gübrelerinde ise karbon/azot (C/N) oranı oldukça düşüktür. Çünkü kanatlılar sellülozu sindiremedikleri için sadece konsantre yemlerle beslenirler. Yemlerinde ise, metabolizmaları gereği bol miktarda sodyum (Na), kalsiyum (Ca) gibi tuzlar bulunmakta ve bunlar dışkıya geçerek gübrenin tuzluluğunu yükseltmekte ve bitkileri yakmaktadır. Ayrıca entansif şartlarda yetiştirilmelerinden dolayı yemleriyle aldıkları antibiyotik, gelişme düzenleyiciler ve diğer kimyasallar dışkılarıyla birlikte ortama atılarak kompost mikroorganizmalarının üremelerini olumsuz yönde etkilerler. Bu nedenlerden dolayı tavuk gübrelerinin gerek kompostlanmaya uygunluğu, gerekse gübre değeri açısından sığır gübresine göre dez avantajları bulunmaktadır.

Çiftlik gübrelerinin kompostlanmasıyla elde edilen avantajları şu şekilde özetlemek mümkündür:

1.



 

Kompostlama sonucunda bitkiler ve toprak için sayısız faydaları olan stabil organik maddeyle birlikte toprağı mikroorganizma potansiyeli kazandırmış oluruz. Bu nedenle kompostlanmış organik madde toprağın biyolojik, fiziksel ve kimyasal yapısının düzenlenmesi için daha ideal bir yapıya sahiptir. Ham gübre ile de toprağa organik madde verilmiş olur. Ancak yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı kompleks yapıdaki organik maddelerin toprakta parçalandırılması toprak dengelerini uzun süre bozacaktır. 

2.

  Ham gübre asidik karakter gösterir. Kompostlanma esnasında pH yükselerek bitkiler için ideal ortam sağlanır. 

3.

  Kompost esnasında gübredeki serbest azot formları stabil hale geçerek mikroorganizma proteinleri şeklinde depolanır, aynı zamanda bitkilerin kullanımına hazır nitrat (NO3) ve amonyum (NH4) formları halinde yer alır. 

4.

  Kompostlama yoluyla tüm makro ve mikro besin elementleri kayba uğramadan en kısa zamanda toprağa geri döner.

5.

  Olgulaşmış komposttaki bitki besin maddeleri bitki köklerince yavaş yavaş ve düzenli olarak alınır. Böylece bitkiye olan etkisi bir sezondan fazla sürer. 

6.

  Kolloidal yapıdaki kompostun fiziksel ve kimyasal özellikleri gereğince, bunun yanı sıra fungus ve actinomycet miselleri üzerinde yapışarak bağlanan toprak partikülleri granül yapıya dönüşür ve rüzgar, su gibi erozyon faktörlerine karşı koyar.

7.

  Kompostun yoğunluğu ham gübreye göre çok daha az olup tarlaya uygulama maliyetleri daha düşüktür. 

8.

  Ham gübredeki gibi ağır koku olmadığından nakliyede ve tarlada sorunlar yaşanmaz. 

9.

  Yabancı ot tohumları yok olur. Çünkü kompostlama esnasında oluşan yüksek ısıda yaşayamadıkları gibi tohumun çürümesi ve premature çimlenme faktörleriyle yok olurlar. 

10.

  Yüksek ısı nedeniyle böcek yumurtaları, nematodlar, bitki ve hayvan patojenleri tarlaya ulaştırılmamış olur.

11.

  Yeraltı ve yerüstü sularının kirlenmesi, yerleşim yerleri için sinek ve kötü koku problemi gibi çevresel tehditler bertaraf edilmiş olur.

Bu nedenlerden dolayı gelişmiş bütün ülkelerde çiftlik gübrelerinin mutlaka kompostlanarak kullanılması kanuni bir yaptırım haline gelmiştir. Pek çok ülkede oluşan organizasyonlar kompostun bir ticari emtia olarak pazarlanması ile ilgili, kalite standartlarının oluşturulması, kaliteye göre fiyat sınıflandırılması gibi faaliyetleri yönlendirmektedir.


Yukarı



Biofarm Organik Gübrelerin Kullanım Alanları

»

 

Tarıma yeni açılan, verimsiz alanlarda toprak yapısını düzeltmek için,

»   Metilbromid veya diğer yöntemlerle sterilize edilmiş topraklarda bozulan toprak biyolojisini yeniden canlandırmak için,
»   Sel suları yüzünden bozulan toprak dengesini yeniden düzenlemek, toprağı havalandırma ve hafifletme zorunluluğu olan drenajsız taban arazilerini ıslah etmek için,
»   Bitkisel artıklar ve olgunlaştırılmamış hayvansal gübreler uygulanan topraklarda bu organik maddelerin parçalanmasını hızlandırmak ve C/N oranını dengelemek için,
»   Uzun süre yoğun üretim (sera toprağı, çiçekçilik ve çilek yetiştiriciliği gibi) yapılan topraklarda toprak yapısını kuvvetlendirmek için,
»   Yeni tesviye edilen arazilerde verimli toprak üst tabakası taşındığından bu arazilerde toprağın fiziksel ve kimyasal yapısını güçlendirmek için,
»   Anız arkasından ekimi yapılan ikinci ürünlerin verimli şekilde yetiştirilebilmesi için,
»   Fidelerin ilk gelişme dönemlerinde tohumun çimlenmesini ve fidenin sağlıklı kök gelişmesini sağlamak için,
»   Şaşırtma zamanlarında fidelerin ihtiyacı olan organik maddeleri, humik ve fulvik asitleri, makro ve mikro elementleri sağlamak amacıyla,
»   Bitkilerin gelişme dönemlerinde besin maddelerini sürekli olarak topraktan almasını sağlamak amacıyla,
»   Diğer besin maddelerinin topraktan yıkanmasını önlemek ve bunların kontrollü şekilde biitkilerce alınmasını sağlamak üzere,
»   Meyve yetiştiriciliğinde toprak verimliliğini takviye etmek için,
»   Asitliği yüksek toprakları kısa sürede ıslah etmek için,
»   Mantar yetiştiriciliğinde mantar kompostunu zenginleştirmek için,
»   Çim sahalarda toprağı organik maddelerce zenginleştirmek ve çimin sürekli besin maddesi kaynağını oluşturmak üzere,
»   İnşaat sahalarında yapılacak peyzaj düzenlemelerinde bozulan toprak yapısını iyileştirmek için,
»   Süs bitkileri yetiştiriciliği ve ev saksı toprağı harcını hazırlamak için,
»   Ürünün sağlıklı yetişmesini teşvik ettiği için, hastalık ve zararlılardan az etkilenmesini sağlamak, ürün kalitesini ve pazar değerini artırmak amacıyla,
»   Sürgün zamanlarında sürgün ve doku oluşumunu teşvik etmek için,
»   Sera topraklarında arzulanan % 10 organik madde oranını oluşturabilmek için.

Bu kullanım alanlarının yanısıra Biofarm ürünleri EKOLOJİK TARIMIN EN GÜVENİLİR ORGANİK GÜBRELERİDİR. İhracat ürünlerimizde pazar ve rekabet gücümüzü artırmak, ülke ekonomisine daha fazla döviz girdisi sağlamak için mutlaka BİOFARM ORGANİK GÜBRE KULLANMALIYIZ.


Yukarı


© Copyright 2008 Çamlı Yem Besicilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Tüm Hakları Saklıdır. Site : dvp interactive