Bilgi Merkezi


Süt Sığırcılığı

Süt sığırcılığında en önemli hedef; kaliteli ve ekonomik olarak en yüksek kalitede süt üretip, bunu ineklerin sağlıklı ve üreme sistemlerine en az zararla gerçekleştirebilmektir. Günümüzün besleme koşullarında ineğin tükettiği enerji ve proteinin yaklaşık % 30 kadarı süte geçebilmektedir. Dışkı ile % 30, idrarla % 3, gazlarla % 5 ve vücuttan da % 25 dolayında ısı biçiminde enerji kaybı oluşmaktadır. Besleme bakımından yapılacak değişik uygulamalar sütün yağ, kuru madde ve protein oranını etkileyebilmektedir. Özellikle insan beslenmesi yönünden sütün protein kapsamının artırılması arzu edilen bir durumdur.

Süt İneğinin Beslenmesinde Ana İlkeler

Bir ruminant olan süt ineğinin beslenmesi başlıca iki yönden ele alınabilir. Bunlardan birisi rumen mikroplarının, diğeri de ineğin kendi dokularının beslenmesidir. Bu besleme biçimi önemli ayrıcalıklar göstermektedir.

  • Rumen Mikroplarının Beslenmesi 

Rumendeki mikroplar azotlu maddeler olarak amonyak, amino asitler ve peptitleri kullanabilirler. Ancak farklı türden mikropların tercihleri de farklıdır. Selüloz ve hemiselüloz gibi bitki hücresinin yapısal karbonhidratlarını fermente edebilen mikroplar azot kaynağı olarak amonyağı kullanırlar ve kendi proteinlerini buradan sentezlerler. Bitkisel olan yem maddelerinde yapısal bir göreve karışmayan ve depo maddesi niteliğinde yer alan şeker nişasta ve pektinleri fermente eden mikroplar azot kaynağı olarak amonyak kullanırlarsa da peptit ve amino asitlerin bulunduğu ortamda daha hızlı ürerler. Şu halde, yukarıdaki amonyak ve amino asit gereksinimlerinin karşılanabilmesi için, tüketilecek olan proteinin % 50 kadarının çözünebilir nitelikte olması gerekmektedir. Mikropların enerji gereksinimini yalnızca karbonhidratlar ve onların fermantasyon ürünleri karşılayabilir. Bu amaçla yağlar kullanılmadığı gibi, ortamda fazla bulunmaları rumen mikroplarının sayısını azaltmaktadır. Bu nedenle, rasyonda yağ fazlası bulunursa, bunun yanında rumende yıkılmayan protein (by-pass) fazlalığına da gereksinim vardır.

  • İneğin Dokularının Beslenmesi 

Hayvansal dokuların oluşum ve büyümesi ile süt sentezinde kullanılacak azotlu madde yalnızca amino asitlerdir. Süt ineklerinin kullanacağı amino asitler rumen mikroplarının sindirilmesi sonucu elde edilebileceği gibi, rumendeki fermentasyondan kaçan by-pass proteinin sindirilmesi ile de sağlanabilir. Süt verimi için bu kaynaklar cevap veremezse bir miktar amino asit vücut depolarından kullanılabilmektedir. İneğin enerji gereksiniminin önemli bir bölümü rumende oluşan uçucu yağ asitleri (asetik, propiyonik, bütirik) tarafından karşılanır. Ancak bunların yeterli olmadığı durumlarda vücuttaki yağ dokularından hareket ettirilen yağlar enerji açığını kapatır. Özellikle doğumu izleyen ilk 30 günde ineğin yeterli yem tüketmemesi ve süt veriminin gittikçe artışı nedeniyle inek vücudundan göze batar ölçülerde yağ harcamaktadır. Bu dönemi izleyen günlerde ve yaklaşık 200 gün içerisinde harcanılmış dokuların yerine konulması gerekecektir. Bu nedenle süt ineğinin beslenmesinde yetersizliklere yer vermemeye özen gösterilmelidir. Süt ineğinin diğer bir enerji kaynağı da Çamlı Yem’in ürettiği Laktasyon 100 Süt Yemi’dir. Bünyesinde by-pass yağların bulunması ve içerdiği enerji ve protein ile yüksek verimli süt ineklerinin gereksinimlerini rahatlıkla karşılamaktadır.

Rasyon Hazırlamada Gelişmeler

Yüksek verimli süt ineklerinin gereksinimlerini karşılamada rumen sistemi yeterli olmamaktadır. Bu nedenle rumende yıkılmadan geçebilecek (by-pass) nitelikte yağ, protein ve amino asitler üretilmektedir.

Bu tür maddeler doğrudan bağırsaklara geçerek orada sindirilmeye başlamakta ve rumendeki yıkılmalardan etkilenmemektedirler. Bu maddeleri gözden geçirmekte yarar vardır.

  • Yağlar

Yağları oluşturan yağ asitleri rumen mikropları üzerinde farklı etki göstermektedirler. Doymuş yağ asitlerinden stearik ve palmitik asitler rumen mikroplarına etki göstermediği halde, doymamış yağ asitleri öldürücü biçimde etkilemektedir. Ayrıca doymamış yağ asitleri rumendeki yem partiküllerini kaplayarak sindirilmelerini engellemektedir. Bu nedenle by-pass yağların kaplanarak süt ineklerine verilişi, rumendeki olumsuz etkiyi ortadan kaldırırken, bağırsaklarda açılabilmesi olumlu etkisinden yararlanma olanağı sağlamaktadır.

Süt ineklerinin rasyonunda yer alan yağların 3 kaynaktan sağlandığını görmekteyiz. Bunlardan birisi tahıl ve otlardan gelen yağ olup rasyonun % 3 kadarını oluşturmaktadır. İkinci kaynağı yağlı tohumların yapısındakilerle, doğrudan rasyona katılan sıvı ve katı yağlar oluşturmaktadır. Bu yolla rasyona girecek yağ miktarı %2 dolayında olmalıdır. Süt ineği rasyonunun kuru maddesinde korunmamış yağ oranı %5’i geçmemelidir.

Rasyonda yer alabilecek üçüncü yağ kaynağı ise rumende etkileşime kapalı, korunmuş yağ olarak üretilen katkılardır. Günde 20 kg dolayında kuru madde tüketimine sahip, yüksek verimli bir süt ineği toplam kuru maddede % 7 oranındaki yağdan 1.4 tüketecek demektir.

  • Proteinler

Rumende yıkılışlarına göre proteinler önemli değişiklik göstermektedir, ve önemli ölçüde kayıplara uğramaktadırlar. Bu kayıpları göz önünde alıp, rumenden kaçabilen protein miktarını (by-pass protein) hesaba katan sistemler geliştirilmiştir. Ayrıca by-pass proteini artırmak amacıyla bitkisel ve hayvansal proteinlerden kurulu korunmuş ürünler geliştirilmiştir. Bunlarda rumeni geçerek bağırsaklarda yüksek verimli hayvanların gereksinimlerini karşılamaktadır.

  • Amino Asitler

Süt ineğinin gereksinim duyduğu amino asitleri rumen mikropları ve rumenden kaçan proteinler,her zaman yeterli ölçüde karşılayamazlar. Bu nedenle rumende yıkılmadan geçebilecek nitelikte sentetik amino asitler üretilmeye başlanmıştır. Bunlardan lizin, metiyonin hidroksi analog uygulamaya sokulmuşlardır. Bu arada, yağ asitleri ile amino asitlerin karışımı ürünler de iki amaca dönük olarak ele alınmış bulunmaktadır.

  • Karbonhidratlar

Yemlerin karbonhidrat içeriğini iki bölüme ayırarak ele almak oldukça yaygınlık kazanmış bulunmaktadır. Bunlar lifli olanlar ve olmayanlar diye belirtilmektedir. Lifli karbonhidratlar; pektin, selüloz, hemiselüloz ve ligninden oluşurken lifsiz karbonhidratlar ise şeker ve nişastaları içermektedir. Lifliler bitkisel hücrelerin duvarını oluşturduğu için “yapısal karbonhidratlar” ve lifsizler de “yapısal olmayan karbonhidratlar” diye de sınıflandırılabilirler. Nötral deterjan metoduyla yapılan ayrıştırma işleminde süzülerek akıp gidenler yapısal olmayan karbonhidratları oluşturur. Süzme işlemindeki kalıntılar da yapısal karbonhidratlardır.

Kaba yemlerin yapısında lifli karbonhidratlar çoğunlukta olup bunlar rumenin sağlıklı çalışması için gereklidirler. Kesif yemlerin yapısında yer alan lifli karbonhidratların ise rumen fonksiyonuna önemli bir katkısı olmamaktadır. Lifli karbonhidratların rumendeki sindirimleri arasında farklar olabileceği gibi lifsiz olanların da sindirilmeleri kimi ayrıcalıklar göstermektedir. Örneğin; yoncagillerin lifli kısımları çayırgillerden daha hızlı sindirilmektedir. Lifsiz karbonhidratlardan nişasta sindirimi, hızlılık sırasına göre, buğday, arpa, yulaf, mısır ve sorgum biçiminde sıralanabilmektedir.

  • Yem Katkıları

Süt ineklerinde verimliliği yüksek düzeyde tutabilmek için kimi olası metabolik aksaklıkları gidermek amacıyla değişik yem katkılarının kullanıldığını görmekteyiz. Yüksek verimdeki ineklerin enerjilerini karşılamak için yoğun olarak hazırlanmış, lifsiz karbonhidratların zengin olduğu rasyon uygulaması gerekmekte ve böyle bir uygulama ise hafiften orta şiddetlere kadar varan asidozis oluşumunu hazırlamaktadır.

Bu tür hafif seyreden asidozisin önemli ölçüde giderilmesi amacıyla yemlere sodyum bikarbonat katılması yaygınlık kazanmaktadır. Rumende oluşan amonyağın karaciğere geçmesini engelleyen katkı maddeleri kullanımı yaygınlaşmıştır.

Bunun sonucu da amonyaktan gelen azot’ların by-pass proteine dönüşmesini sağlamaktadır. Ayrıca probiyotikler alternatif biyoteknolojik ürünlerin başında gelmektedir. Bunlar sindirim kanalında mikroflora dengesini düzenlemek, patojenik mikroorganizmaların zararlı hale geçmesini ve üremesini önlemek, bu yolla yemden yararlanmayı artırmak için hayvan beslenmesinde kullanılmaktadır.

Sütün Yapısına Beslenmenin Etkileri

Sindirim sonucu oluşan maddeler süt verimi ve sütün yapısını etkilemektedir. İneğin karnındaki asetat, glikoz, amino asitler ve uzun zincirli yağ asiti düzeyleri süt verimini arttırıcı yönde etkiler. Sütün % yağ oranı asetat, butirat ve uzun zincirli yağ asitleri ile artarken propionat ve glikoz miktarının artışı ile azalma göstermektedir.

Sütteki protein oranının artışında ise amino asitler, glikoz ve propionat etkin olmaktadır. Uzun zincirli yağ asitleri protein oranında azalmaya yol açmaktadır. Buna göre, ineğin rasyonunda yer alacak by-pass protein miktarının artışı amino asit miktarını arttıracağından sütün protein oranına olumlu etki yapacaktır. Fakat bu artış sınırlıdır ve ineğin genetik yapısına bağlıdır.

Günlük Yem Tüketimi

Süt ineğinin günlük tüketeceği yem miktarını kuru madde olarak belirlemek, çeşitli oranlarda su içeren yemlerin değişmez ölçü içerisinde ifadesi demektir. İneklerin kuru maddetüketimleri, ineğin canlı ağırlığı, verim düzeyi, yemin sindirilme oranı veya çevresel etkenlere göre değişiklik göstermektedir.

Rasyondaki yem maddelerinin sindirilme oranları çok yüksek ise veya hızlı yakılan azotlu madde fazla ise kuru madde tüketimi düşebilmektedir. Aynı şekilde rasyondaki su oranı % 50’yi geçerse kuru madde tüketimi azalmaktadır. Süt sığırlarında kuru madde tüketimini arttırmanın bir yolu da günlük gereksinim duydukları besin maddelerini kapsayan yemlerin üç öğün şeklinde verilmesi, sıcaklık stresini bertaraf edecek fanların kullanılması yem tüketimini arttıracağı gibi sütün kalitesinde de iyileştirme sağlayacaktır.

E-Bülten Kayıt Olun

Duyuru ve haberlerimizi takip etmek için e-bültenimize kayıt olunuz.